19 Mart 2013 Salı

Bigalı Köyü - Atatürk Evi / 17 mart 2013

Her 18 mart'ta gerçekleştirdiğimiz yarımada gezisini bu yıl gerçekleştiremeyecektik... işim dolayısıyla... Biz de bu bilinçle tatil günüm olan 17 mart'ı bu kapsamdaki bir geziye ayırmak istedik. Yarımada'nın tamamını, abideleri ve şehitlikleri gezecek kadar yeterli zaman bulamayınca Bigalı Köyü'ne gitmeye karar verdik.

Bu köyün en büyük özelliği; 18 Nisan 1915'te Atatürk ve silah arkadaşlarının gelip bu köydeki bir evi karargah olarak seçmiş olması ve bir süre bu evde ikamet etmiş olması...Bu eve daha sonradan Atatürk Evi adı verilmiş.

Köyde ayrıca bir de küçük bir müze bulunmakta... (O da bir sonraki postun konusu olsun)

Atatürk Evi'ni paylaşmadan önce biraz köyden söz etmekte yarar var. Köy, Gelibolu'ya 37,  Eceabat'a 7 km uzaklıkta... Nüfusu 200 civarı olmasına rağmen modern taş binaların bulunduğu, içme suyu ve asfalt yolu olan, sokakları arnavut kaldırımı döşeli, düzenli bir köy. Her köy gibi bu köyün ortasında da büyük bir meydan var ve sokaklar bu meydana açılıyor. Meydan'da bakkal, ailelerin kullanımına açık çay bahçesi ile birlikte kahvehane, cami, müze ve bir dolu ev var.

Duvarlarda sık sık Ata'mızın posterlerini ve bayrağımızı görmek mümkün.

Atatürk Evi'de bu meydana açılan sokaklardan birinde bulunuyor.
Bu sokak diğer sokaklara göre daha hareketli ve daha bir yaşayan sokak.
Çanakkale Zaferi'ni hatırlatan ve simgeleyen ürünlerin satışının yapıldığı küçük dükkanlar ve yöresel yiyeceklerle elişi ürünlerin daha çok hanımlar tarafından satışa sunulduğu duvar diplerine kurulmuş küçük küçük stantlar var.



Atatürk Evi bu sokağın sonunda...
Sarı boyası diğer evlerden daha koyu renk olan iki katlı, dışı taş, içi ahşap görünümlü, tarih kokan bir ev.

Yukarıdaki fotoğrafta açık görünen kapıdan girdiğinizde büyük bir avlu karşılıyor sizi... Bu sırada görevli, müzik çaların tuşuna basıyor ve görüntülere kahramanlık türküleri ve ağıt temalı şarkılar eşlik etmeye başlıyor.

Avlunun üç duvarı Çanakkale Savaşı'nı ve köy ile bu evi konu alan fotoğraflar ve bilgi afişleri ile dolu.


Atatürk bu evi sınırlı bir süre, karargah kurmak için kullanmış ama bu evde yaşam öncesinde olduğu gibi sonrasında da devam etmiş. (1969 yılına dek)

Avlunun bir köşesinde yaşanmışlığın derin izlerini taşıyan küçük bir kuyu mevcut.

Hava nispeten güzeldi ve şu bankta oturup bu avlu'nun keyfini sürmek istedim bir süre... Sürerken bir taraftan da dönemi, Atatürk ve arkadaşlarının nasıl bir ruh hali içinde neler yaptıklarını düşünmek, hayal etmek istedim. (Duvarlardaki fotoğraflara bakıp, yazıları okuyunca insan otomatikman o moda geçiyor.)

Basamakları gıcırdayan ahşap merdiveni çıktıktan sonra oldukça mütevazı eşyalarla döşenmiş, görünümüyle o devrin özelliklerini yansıtabilen tipik bir köyevi karşılıyor sizi.

Büyüklü küçüklü yer minderleri...Yemek pişirmeye ve ısınmaya yarayan ocak adında , her odanın duvarına monteli şömine benzeri yerler... çeşitli ev ve mutfak gereçleri...


Fotoğraflarda görünen tüm eşyalar Atatürk'ün o evde kaldığı döneme ait değil... Daha sonra bu evde yaşamını sürdüren ev halkının eşyaları... Ancak şu çalışma masası hariç...
Atamız düşünme, okuma, yazma, plan yapma gibi anlarını zaman zaman bu küçük masada gerçekleştirmiş.

Aşağıdaki karyola ise Atatürk'ün yattığı yatak olmasa da kaldığı yatak odası olması sebebiyle tıpkı onun yatağıymışcasına ziyaretçilerin görüşüne sunulmuş.

Atatürk resimli yastık kumaş boyama tekniği ile yapılmış... baskı değil... O dönemden de kalma değil... Yine de bu kadar antik ve vintage objenin içinde bir aykırılığa sebep olmamış. Eprimiş kumaşı, soluk rengi ile bir başka yaşanmışlığı ima edip dekora eşlik etmekte...

Evdeki eşyalar bu kadarla sınırlı değil... Ancak sayfamın ağırlaşmaması adına bu kadarını seçtim ben... Bir sonraki postta köy müzesinde görüşmek üzere şimdilik bu kadar...


12 yorum:

  1. ben bu köyde yaşarım,çok güzel her şey canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de...
      denize de çok yakın... yürüme mesafesi değil ama araçla 10 dk. sürmez.

      Sil
  2. çok güzel bir gezi . özellikle gövec benim ilgimi çekti. en azından bu özel günlerde bu şekilde ki yerlere gitmek hoş olur bye

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet... anlamlı da aynı zamanda...

      Sil
  3. Çok güzel ve anlamlı bir gezi olmuş canım.Resimler de çok güzel.Sayende bende gezdim Atamızın evini.Sevgiler canım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. benden de sevgiler canancım...
      şurası burnumuzun dibi aslında... çanakkale ye sık sık giderken bir kez olsun transit geçmeyip vakit ayırabilseydik çoktan görmüş olacaktık bu güzel köyü ve Atamızın evini... gecikmeli de olsa görebildiğime çok sevindim.

      Sil
  4. "Tarihe Saygı" projesiyle ne çok şey değişmiş oralarda..10 yıl kadar önceydi, her fırsatta oralardaydık biz, şehitliklerde, savaş yerlerinde..Şimdike gibi değildi, çoğu yerde tabele bile yoktu..Ama eşimin tuhaf bir bağı var oralarla, açıklanamayn, her yeri eli ile koymuş gibi bulur, reenkarnasyon mu nedir, bilemem, ama bu hallerini de gidip görmek lazım artık, sen öyle güzel anlatmışsın ki, seninle gezmiş gibi oldum ben, onu da götüreyim tekrar havalar ısınınca..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de eşime diyordum, son on yıldır buralar nasıl değişti diye... çok geç kalınmış bir durum ama artık manevi değerlerin değerleri anlaşılmaya başladı.
      eşimin hiç kayak kaymadığı halde profesyonel bir kayakçı gibi kayağa dair her şeyi ustaca yaptığına ve karlı ortamlarda nasıl bir dağ adamı olduğuna tanık olduktan sonra, reenkarnasyonu aklımın bir kenarında tutar oldum...
      yazın harika oluyor buralar... istanbul dan kaçıp gelin... hatta biz de kaçalım mümkünse, buluşuruz belki. :)

      Sil
  5. anlamlı bir gezi
    bizde sayenizde görmüş olduk
    umarım gitme şansımız da olur

    YanıtlaSil
  6. harika resimlerinle sanki ben oraları gezdim gördüm çok tşk.ler.inş bir gün gerçekten gezmek nasip olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. inşallah Serpil hanımcığım, fotoğraflar eksik kalıyor çünkü...

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...